Ameliyatsız Kanser Tedavileri

Ameliyatsız Kanser Tedavileri

Girişimsel radyolojik yöntemler ülkemizde az tanınan, ancak kanser tedavisinde önemi gittikçe artan uygulamalardır. Her geçen gün erken evrelerde teşhis edilen kanserlerin oranı artmakta, bu da klasik cerrahilerden bizleri uzaklaştırmaktır. Bu yöntemler alanında uzman girişimsel radyologlar tarafından uygulanmaktadır.

Kanser tedavisinde ameliyat neredeyse asırlardır vazgeçilemeyen ana tedavi yöntemlerinden birisidir. Özellikle son 20-30 yılda teknolojide ve kanserin medikal (ilaç) tedavisinde önemli gelişmeler olmuştur. Bir grup kanserin kemoterapiye ve radyoterapiye duyarlı olmasının saptanması sonucu cerrahi bu tümörlerde terk edilmiş veya sadece seçilmiş hastalarda uygulanmaktadır. Bu kanser türlerine örnek üst yutak kanseri olarak adlandırılan nazofarenks kanseridir. Gırtlak kanserinin erken ve ileri evrelerinde de cerrahi yerini radyoterapi ve radyo-kemoterapiye bırakmıştır. Radyoterapinin kanser tedavisinde öneminin artması ve bu alanda gerçekleşen teknolojik devrim ile çok sayıda kanser türünde radyoterapi kullanılır olmuş bununla birlikte bölgesel yenilemiş kanserler ve ameliyatın uygun olmadığı çok sayıda kanserde modern teknolojiler ile neredeyse cerrahiye yakın başarılar elde edilmiştir. Zaman içinde bu başarı ile streotaktik olarak uygulanan radyoterapi yönteminin SRS (radiosurgery) yani radyocerrahi olarak adlandırılmasına neden olmuştur. Günümüzde radyocerrahi, beyin tümörleri, sınırlı alan ve boyutta yenilemiş çok sayıda kanser türünde, erken evre akciğer kanseri ve prostat kanserinde son derece popüler uygulamalar olmuştur.

Kanser Tedavisinde Kullanılan Ablasyon Yöntemleri Nelerdir?

Kanserde perkütan ablasyon için günümüzde 3 grup yöntem kullanılmaktadır:

  1. Kimyasal ablasyon,
  2. Termal (ısıtma/dondurma) ablasyon,
  3. Geridönüşümsüz elektroporasyon (nanoknife).

Kimyasal ablasyon

Tümörün, içine alkol, asetik asit gibi kimyasal maddeler enjekte edilerek tahrip edilmesidir. Tüm dünyada 20 yıldan fazla uygulanan etkili ve emniyetli bir yöntemdir. En önemli avantajları maliyetinin düşük olması ve yan etkilerinin az olmasıdır. Ancak tümörü tamamen öldürmek için genellikle birden fazla (bazen çok sayıda) girişim yapmak gerekir.

En çok karaciğer tümörlerinde, özellikle karaciğerin primer tümöründe (hepatoselüler karsinom) kullanılır. Bunun dışında tiroid tümörlerinde ve lenf nodu metastazlarında da kullanım alanı vardır.

Termal ablasyon

Tümörün, merkezine yerleştirilen bir elektrot aracılığıyla ısıtılarak ya da dondurularak tahrip edilmesine dayanır. Isıtma yöntemleri;

  1. radyofrekans,
  2. mikrodalga,
  3. lazer ve
  4. ulstrasondur.

Bunların içinde en popüler olanı radyofrekans ablasyondur (RFA), ikinci sıklıkta mikrodalga kullanılmaktadır. Radyofrekansta, dokuya alternatif elektrik akımı verilerek doku içindeki iyonlar harekete geçirilir. Bu hareket sonucu oluşan sürtünme ısıya dönüşür ve doku tahrip edilir. Mikrodalgada ise yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalarla doku içindeki su molekülleri harekete geçirilerek ısı üretilir. İki yöntem arasındaki temel fark ısı üretmek için radyofrekansta elektrik akımı, mikrodalgada ise elektromanyetik dalgaların kullanılmasıdır. Karaciğer ve yumuşak doku gibi iletken bölgelerde her iki yöntem de etkilidir, ancak radyofrekansla deneyim çok daha fazladır.

Radyofrekans Ablasyon

Tümöre yerleştirildikten sonra şemsiye tarzında açılan iğneleri aracılığı ile tümörlü dokuya alternatif akım verilir. Bu akım kanser hücrelerinde (+) ve (-) yüklü iyonlar ileri-geri hareket ettirerek iğne çevresinde ortalama 80-100 derece arasında ısı oluşturulur. Oluşan ısı, iğnenin çevresindeki yaklaşık 3-5 cm çapındaki bir alanda doku ölümüne yol açar. Tahrip edilen alanın büyüklüğü kullanılan iğnenin cinsine ve sayısına göre değişiklik gösterebilir.

Radyofrekans ablasyon kanser alanında 25 yıldan uzun süredir kullanılmaktadır. İlkin karaciğer kanserleri ve metastazlarında kullanılmaya başlanmış olup, daha sonra da akciğer, böbrek, tiroid ve kemik tümörlerinde de yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Kriyoablasyon

Kriyoablasyon kanserli dokuyu dondurarak tahrip eden bir ablasyon yöntemidir. İşlem sırasında yüksek basınçlı Argon gazı tümörün içine yerleştirilen iğnelerin içinden geçirilerek iğnenin tam ucunda serbestleştirilir. Argon gazının basıncının aniden düşmesi dokuda eksi 40-80 derecelere varan bir soğutma yani dondurma etkisi yaratır. Joule-Thompson etkisi denen bu olayda, kriyoablasyon iğnesinin çevresinde bir buz topu (iceball) oluşur. Bu buz topu tümörde buz kristallerinin oluşması, damarların tıkanması ve hücrelerin kendi kendine ölümü (apopitoz) sonucu yaygın bir doku ölümüne yol açar.

Mikrodalga Ablasyon

Mikrodalga ablasyonun geliştirilmesi günlük yaşamda mutfakta kullandığımız mikrodalga ısıtıcılar ile paralel bir gelişim göstermiştir. İğneler (antenler) aracılığı ile oluşturulan bu dalgalar dokuda bulunan su moleküllerini dalgalar şeklinde hareket ettirir (osilasyon) ve bu moleküllerin sürtünmesiyle tümör dokuda 80-100 derece arasında ısı oluşur. Oluşan ısı iğnenin çevresindeki yaklaşık 3cm çapındaki bir alanda kanserli dokunun ölümüne yol açar. Bu alan ablasyonun süresine, kullanılan iğnenin cinsine ve sayısına göre bir miktar artabilir ya da azalabilir. Mikrodalga ablasyonda dokuya elektrik yerine elektromanyetik dalgalar gönderilir.